‘Finale kaldığımda duygu yoğunlaştı, ülkemi temsil ettiğimi hiç unutmadım’

Finale kaldigimda duygu yogunlasti ulkemi temsil ettigimi hic unutmadim zrg2m4Q8
‘Finale kaldığımda duygu yoğunlaştı, ülkemi temsil ettiğimi hiç unutmadım’

Dünyanın en prestijli bale organizasyonlarından biri ve sanat çevresinde ‘bale olimpiyatları’ olarak anılıyor. 25 Haziran-5 Temmuz tarihleri arasında, Bolşoy Tiyatrosu’nda düzenlenen 15. Uluslararası Moskova Bale Yarışması’nda 35 ülkeden 362 dansçı sahneye çıktı. Türk balerin Nilay Tahiroğlu önce finale kalan 18 isim arasına girdi, ardından finalde yarışan 3 balerinden biri oldu. ‘Siyah Kuğu-Odile’ ve ‘La Esmeralda’ solo danslarını başarıyla tamamladı. Jüri bu yıl derece sıralaması yapmayarak finale kalan 3 sanatçıyı sertifika ve özel diplomayla ödüllendirdi. Böylece Tahiroğlu yarışmanın 1969’a uzanan tarihinde başarı elde eden ilk Türk balerin unvanını aldı. Tahiroğlu’yla Ankara’dan Moskova’ya uzanan yolculuğunu konuştuk.

Dünyanın en iyi dansçılarının arasından özel diplomayla ayrılmak nasıl bir duygu?

Benim için çok büyük bir anlam taşıyor. Üstelik bunun özel diploma ödülüyle taçlandırılması beni hem çok mutlu etti hem de gururlandırdı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Uluslararası Moskova Bale Yarışması bale dünyasında neden bu kadar prestijli?

1969’dan beri 4 yılda bir düzenlenen bu organizasyon bale dünyasında ‘bale olimpiyatları’ olarak kabul ediliyor. Balenin kalbi dediğimiz Bolşoy Tiyatrosu’nda düzenlenen bu yarışmadan bugüne kadar dünya çapında birçok yıldız dansçı çıktı. Burada finale kalmak bile başlı başına büyük bir başarı. Yarışma Bolşoy Tiyatrosu’nun eğimli sahnesinde ve Bolşoy Orkestrası eşliğinde canlı gerçekleştiriliyor.

Moskova’da yarışırken Türkiye’yi temsil ettiğinizi en yoğun hissettiğiniz an hangisiydi?

Aslında bu duyguyu yarışmanın her anında yaşadım. Özellikle “Seni izliyoruz, takip ediyoruz” mesajlarını aldıkça üzerimdeki sorumluluğu daha fazla hissettim. Finale kaldığımda bu duygu çok daha yoğunlaştı. Ülkemi temsil ettiğimi hiç unutmadım.

Yarışmaya nasıl hazırlandınız? Beslenmenize dikkat ettiniz mi?

Normalde de beslenmeme, sağlığıma, vücuduma ve uyku düzenime dikkat ediyorum. Ancak yarışma hazırlıkları başlayınca çalışma tempom çok daha yoğunlaştı. Ankara Devlet Opera ve Balesi’ndeki görevlerimi sürdürürken provalarımın ardından Volkan Abi’yle (Ersoy) saatlerce stüdyoda çalıştık. Bu süreçte sosyal hayatımı da büyük ölçüde kısıtladım. Haftada üç gün pilates yaptım, protein ağırlıklı beslendim ve uyku düzenime her zamankinden daha fazla özen gösterdim.

Finale çıkmadan önce aklınızdan neler geçti?

Perde açılmadan önce hep Volkan Abimin sesi vardı kulağımda. Bana söylediği “Hadi, yaparsın Nilay” sözlerini sürekli kendime tekrar ettim. Sahneye o motivasyonla çıktım. Bir yandan elimden gelenin en iyisini yapmaya odaklanırken diğer yandan sakin kalıp o anın tadını çıkarmaya çalıştım. İçimden sürekli ‘Yaparsın, devam et, durma’ diyerek kendimi motive ettim.

Bu yarışma size hangi kapıları açabilir?

Şu anda Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde dans ediyorum. Zaman zaman yurtdışında misafir sanatçı olarak da sahneye çıkıyorum. Bu yarışma sayesinde görünürlüğünüz artıyor. Bale dünyasının yakından takip ettiği  bir organizasyon olması sayesinde farklı ülkelerdeki sanat kurumları ve topluluklarla iletişim kurmak çok daha kolay hale geliyor.

Baleye nasıl başlamıştınız? Ailenizde bale yapan var mı?

Baleye konservatuvarda başladım. 2-3 yıl ritmik jimnastik yaptım. Jimnastik hocam konservatuvar sınavlarına girmemi önerdi. 10 yaşında konservatuvara girdim. Ailemde baleyle ilgilenen kimse yok, ben ailemde de ilkim.

 

KAZANMAK DEĞERLİ AMA…

Balerin olmanın en güzel ve en zor tarafı ne?

En güzel tarafı sahnede olmak ve performansın sonunda gelen alkış. O coşkulu anda bütün emeğinin karşılığını aldığını hissediyorsun. En zor tarafı hayatın birçok alanında fedakârlık yapmak. Arkadaşlarınla buluşurken, bir konsere ya da doğum gününe giderken prova ve temsillere göre plan yapıyorsun. Özellikle yarışmaya hazırlanırken yaklaşık üç ay boyunca sosyal hayatımdan neredeyse tamamen uzak kaldım.

Başarınızı örnek alan genç dansçılara ne önerirsiniz?

Yarışmalara katılmak başlı başına büyük bir cesaret. Kazanmak elbette çok değerli ama bir ödül alamamak da sanatçı kimliğinizden hiçbir şey eksiltmiyor. Bu benim dördüncü uluslararası yarışmam ve her birine hazırlanırken kendime yeni şeyler kattım. Dünyanın farklı ülkelerinden dansçılarla tanışmak, kendinizi göstermek ve sınamak için eşsiz bir fırsat. Bu yüzden genç balecilere, ödül kazanmak için değil, o deneyimi yaşamak için yarışmalara katılmalarını tavsiye ederim.

 

‘KENDİNİ DANSLA ANLATAN BİR TOPLUMUZ’

Nilay Tahiroğlu’nun bu zorlu görevinde hep yanında olan bale öğretmeni ve koreograf Volkan Ersoy da yaşadıkları süreci anlattı.

◊ Nilay’ın bu yarışmaya katılmasına nasıl karar verdiniz?

Uluslararası alanda zaten çok başarılı bir kariyeri vardı. Daha önce kazandığı dereceler sayesinde Uluslararası Moskova Bale Yarışması’na özel davet aldı. Uzun yıllardır birlikte çalıştığım için potansiyelini yakından biliyordum. Bu yarışmanın kariyerine ve uluslararası görünürlüğüne büyük katkı sağlayacağını düşündüm. Ayrıca jüri başkanlığını dünyaca ünlü balerin Svetlana Zakharova üstleniyordu. Geçmişte de Mikhail Baryshnikov gibi dünya bale tarihinin efsanevi isimleri bu yarışmadan ödülle ayrıldı. Böyle bir platformda Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edebilecek isimlerden birinin Nilay olduğuna inanıyordum.

◊ Bir eğitmenin gözüyle sizce bu sahnede dans etmenin en zor tarafı neydi?

En büyük zorluk Bolşoy Tiyatrosu’nun tarihi eğimli sahnesiydi. Bale tamamen denge üzerine kurulu bir sanat. Bütün bedenin ağırlığı parmak uçlarındaki point’lere binerken bir de zeminin eğimli olması adeta fizik kurallarına meydan okumak gibi. Üstelik bu sahnede prova yapma imkânımız neredeyse hiç olmadı. Yarışmacılara sadece birkaç dakikalık prova süresi veriliyor. Burada seyirci düz bir sıralamada oturuyor. Sahnedeki eğimin görsel etkiyi güçlendirmek için tasarlandığını düşünüyoruz. Dünyanın en önemli sahnelerinden birinde, böyle zorlu koşullarda dans etmek başlı başına büyük bir sınavdı.

◊ Türkiye bale konusunda uluslararası alanda neden bu kadar başarılı sizce?

Biz kendini dansla anlatan bir toplumuz. Güçlü bir halk dansı geleneğimiz var, sevincimizi de hüznümüzü de dansla anlatıyoruz. Bale elbette estetik ve disiplin açısından farklı bir sanat dalı. Ama o doğal ritim duygusu ve sahne enerjisi bize avantaj sağlıyor. Nilay’ın sahneye çıktığında çok güçlü bir enerjisi var. Ona bu yüzden ‘Türk Yıldızı’ diyorum.

Source

yok

Author: Zeynep Aydın